KOOPERATİFÇİLİK

KOOPERATİFÇİLİK

Ülkemizin kooperatifçiliğe pek yabancı olmadığı bilinmektedir.

Ülkemizde kooperatifçilik ilk olarak Mithat paşa tarafından “Memleket Sandıkları” ile başladığı kabul edilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli topraklarında bulunan Şehirköy (Pirot) kasabasında 1863 yılı kasım ayında kurulan “Memleket Sandıkları” Türk Kooperatifçiliğinin ilk uygulamasıdır. Uygulamanın olumlu sonuçlar vermesinin ardından 1867 yılında çıkarılan “Memleket Sandıkları Nizamnamesi” ile bir devlet politikası olarak Memleket Sandıkları tüm ülkeye yayılmıştır. Memleket Sandıkları önce Menafi Sandıklarına dönüşmüş, sonrasında ise Ziraat Bankası’nın kuruluşuna tüm sermayesiyle dâhil olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun ortadan kalkması ve akabinde Kurtuluş Savaşı’yla ekonomik olarak yoksun düşmüş milletin, kurulacak yeni bir devlette dayanışma ve ortaklık ilişkilerinin önemini bilen Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından, Cumhuriyet ilan edilmeden önce “Kooperatif Şirketler Kanunu” tasarısı hazırlatılmıştır.

Kooperatifçilik deyince akla ilk tarım ve ulaşım (servisçilik) gelmektedir. Bunun yanında inşaat yapmak için kooperatifçiliğe halkımız pek sıcak bakmamaktadır. Bakmamasının en büyük sebebi ise 10 ile 20 yıl süren inşaatların yıllarca bitmemesi, kooperatif üyelerini canından bezdirmesi ile başlayan tahlisiz süreç ile vatandaşımızın kooperatifçiliğe olan güvenini azaltmıştır.

1970’li yıllarda; köyden şehre göçün hızlandığı zamanlarda kooperatifçilik çok revaçtaydı. Gelir durumu düşük vatandaşlarımızın başlarını sokacak yuva kurma hayali ile kooperatifçilik hız kazanmıştır.

Kamu kurumundan çalışanların bir araya gelerek kurdukları kooperatifler ile toplumsal birliktelik ve bir aile kavramı ile başarılı sonuçlar aldıkları görülmekte. Son yıllarda kooperatifçiliğin rant kaynağı haline dönmesi ile halkımız nezdinde eski itibarı ve değeri olmadığı görülmektedir.

Önüne gelen herkesin bir kooperatif kurmaması ve denetimin daha yüksek seviyede yapılması gerekirken maalesef bu tam tersi olmuştur. Böyle olunca da kooperatifüyelerinin mağduriyetin önüne geçilmesi de zorlaşmaktadır.

Kooperatifçiliğin sadece yapı kooperatifi üzerinden olmadığı fazla özellikle kırsal kesimlerde üreticinin birlik ve beraberlik içinde dayanışma örneğinin bir göstergesi olduğunu unutmalılar. Buradan mensubu olduğum Bursa Emlak Müşavirleri Esnaf Odası’nın kendi üyeleri için bir konut yapı kooperatifi kurarak ev sahibi olmayanlar için bir çalışma başlatmasını canı gönülden isterim. 1999 yılında kurulan odamız böyle güzel bir başlangıç ile üyelerinin gönlünü fethedebilir. Gayrimenkul sektöründe tüm kesimleri konut sahibi yapan üyelerimizin birçoğu yıllardır sektörde olmalarına rağmen bir konut sahibi olmadığı bilmekteyim. 1500 aşkın üyesi ile şehrimize ve vatandaşlarımıza en iyi hizmeti vermek için canla başla çalışan değerli emlak müşaviri meslektaşlarımızın da destek vereceğinden hiç şüphem yoktur. Ülkemizde kendi sektöründe bir öncü olarak Bursa emlakçılar konut yapı kooperatifi kurarak diğer sivil toplum kuruluşlarına da örnek olabilir. Hem bu vesile ile şehrimizde hızlı şekilde artan konut fiyatlarının dengeli gitmesine ekonomik olarak da büyük bir katkı sağlayacaktır.




KAYNAK

 Diğer Duyurular

Yorumlar

    İsim ve mail adresinizi yazın. E-Posta adresiniz gizli kalacaktır.